Öz
Amaç
Helicobakter pylori (HP), kronik gastrit, peptik ülser hastalığı ve gastrik karsinom ile ilişkili Gram-negatif, mikroaerofilik bir bakteridir. Küresel prevalansı, iyileşen sanitasyon koşulları ve eradikasyon tedavileri sayesinde azalmış olsa da, koronavirüs hastalığı-2019 (COVID-19) pandemisi hijyen davranışlarını, antibiyotik kullanımını ve sağlık hizmetlerine erişimi değiştirmiş; bu durum HP epidemiyolojisini ve ilişkili histopatolojik sonuçları potansiyel olarak etkilemiştir. Bu çalışmanın amacı, COVID-19 pandemisi öncesi ve sonrası dönemde üst gastrointestinal endoskopi sırasında alınan mide biyopsilerinde HP enfeksiyonu prevalansını ve buna eşlik eden histopatolojik bulguları karşılaştırmaktır.
Yöntem
Bu retrospektif çalışmaya, üçüncü basamak bir hastanede üst gastrointestinal endoskopi sırasında gastrik biyopsi yapılan 338 birey dahil edildi. Hastalar endoskopi yılına göre pandemi öncesi (2018, n=122) ve pandemi sonrası (2025, n=216) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Değerlendirilen histopatolojik parametreler; HP varlığı, kolonizasyon yoğunluğu, kronik enflamasyon, nötrofil aktivitesi, glandüler atrofi ve intestinal metaplazi idi. Daha önce eradikasyon tedavisi alan hastalar çalışma dışı bırakıldı. İstatistiksel analizler SPSS v27.0 kullanılarak yapıldı.
Bulgular
Ortalama yaş 52,5±13,5 yıl olup; katılımcıların %54,4’ü kadın, %45,6’sı erkekti. HP prevalansı 2025 yılında anlamlı olarak daha düşük bulundu (p<0,05); buna karşın kolonizasyon yoğunluğu ve intestinal metaplazi şiddeti daha yüksekti (p<0,05). Kronik enflamasyon ve nötrofil aktivitesi 2025 yılında daha düşük saptandı (p<0,05). Disfaji nedeniyle yapılan endoskopilerin pandemi sonrası dönemde anlamlı şekilde arttığı görüldü (p<0,05).
Sonuç
Pandemi sonrası döneme ait bulgular, HP enfeksiyonu prevalansında azalma olmasına karşın daha şiddetli histopatolojik değişikliklerin görülebildiğini düşündürmektedir. Bu durum, Türkiye’de HP prevalansında zaman içerisinde gözlenen genel azalma eğiliminin yanı sıra, pandemi döneminde sağlık hizmetlerine erişimdeki değişiklikler ve antibiyotik kullanımındaki artış gibi faktörlerle ilişkili olabilir. Premalign mukozal değişiklik riski nedeniyle yüksek dereceli kolonizasyona sahip hastaların yakından izlenmesi önemlidir.


