Öz
Amaç
Postmenopozal kadınlarda serum D vitamini düzeyi ile metabolik sendrom (MetS) arasındaki ilişkiyi araştırmak; eğitim durumu, parite ve D vitamini takviyesinin D vitamini statusü ve MetS prevalansı üzerindeki etkisini değerlendirmektir.
Yöntem
En az bir yıl amenoresi olan, 45-75 yaş arası 270 postmenopozal kadın çalışmaya dahil edildi. Katılımcılar serum 25-hidroksivitamin D düzeylerine göre yeterli (≥30 ng/mL), yetersiz (20-29 ng/mL) ve eksik (<20 ng/mL) olmak üzere üç gruba ayrıldı. MetS tanısı NCEP ATP III kriterlerine göre konuldu. Demografik veriler, D vitamini takviye alışkanlıkları, laboratuvar değerleri, bel çevresi ve kan basıncı kaydedildi. Ki-kare ve korelasyon analizleri uygulandı; p<0,05 anlamlı kabul edildi.
Bulgular
Katılımcıların %46,7’sinde D vitamini eksikliği, %25,9’unda yetersizlik, %27,4’ünde yeterli düzey saptandı. MetS prevalansı %45,6 olup, D vitamini eksik grubunda (%50,8), yeterli gruba (%36,5) kıyasla anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p=0,05). D vitamini düzeyi ile bel çevresi (p=0,017), parite (p=0,029) ve MetS varlığı arasında negatif korelasyon saptandı. D vitamini ile yüksek yoğunluklu lipoprotein düzeyi arasında pozitif korelasyon gözlemlendi. Yüksek eğitim düzeyi, daha sık ve yeterli D vitamini kullanımıyla ilişkiliydi; takviye kullanımı öncelikli olarak hekim tavsiyesiyle başlandı (%80,7).
Sonuç
Postmenopozal kadınlarda serum D vitamini düşüklüğü ile MetS prevalansı arasında anlamlı bir ters ilişki saptanmıştır. Eğitim durumunun hem D vitamini takviyesi hem de serum düzeyleri üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Özellikle hekim gözetiminde D vitamini takviyesinin yaygınlaştırılması, postmenopozal kadınlarda MetS ile ilişkili morbidite ve mortaliteyi azaltmaya katkı sağlayabilir.


