Öz
Amaç
Pulmoner tromboemboli (PTE), dünya genelinde kardiyovasküler mortalitenin üçüncü en sık nedenidir. Bu çalışmanın amacı, PTE tanısı alan hastalarda klinik Wells skoru ile bilgisayarlı tomografi pulmoner anjiyografide (BTPA) ölçülen sağ ventrikül/sol ventrikül (RV/LV) oranı arasındaki ilişkiyi ve bu parametrelerin 30 günlük mortalite üzerindeki öngörücü değerini araştırmaktır.
Yöntem
Retrospektif kesitsel tasarımlı bu çalışmaya, acil serviste akut PTE tanısı alan 150 hasta dahil edilmiştir. Hastaların Wells skorları hesaplanmış, BT görüntülerinden RV ve LV çapları ölçülerek oranlanmıştır. Verilerin analizinde, sürekli değişkenlerin Wells skor grupları arasındaki karşılaştırmaları için tek yönlü varyans analizi kullanılmış; mortalite ile ilişkili parametreler ise univaryant ve multivaryant lojistik regresyon analizleri ile değerlendirilmiştir.
Bulgular
Otuz günlük takipte mortalite oranı %10,6 (n=16) olarak saptanmıştır. Ölen hastalarda Wells skoru (7,06’ya karşı 4,88; p=0,011), sağ ventrikül çapı (45,8 mm’ye karşı 42,4 mm; p=0,034) ve troponin-I düzeyleri (0,52 ng/mL’ye karşı 0,21 ng/mL; p=0,024) sağ kalanlara göre anlamlı derecede yüksektir. Wells skoru ≥7 olan grupta mortalite %23,4 iken, düşük riskli grupta ölüm izlenmemiştir. Alıcı çalışma karakteristiği analizinde Wells skorunun mortaliteyi öngörmede eğri altında kalan alanı 0,69, troponin-I’in ise 0,67 olarak saptanmıştır. Ayrıca malignite varlığı ölen grupta belirgin şekilde fazladır (%25’e karşı %8,3; p=0,048). Wells skoru ile BT pulmoner anjiyografi kaynaklı RV/LV oranı arasında anlamlı bir korelasyon bulunmamıştır (p=0,90). Multivaryant analizde yüksek Wells skoru [olasılık oranı (OR) 1,49], ileri yaş (OR 1,13) ve troponin-I yüksekliği (OR 2,01) mortaliteyi öngören bağımsız risk faktörleri olarak tanımlanmıştır.
Sonuç
Wells skoru ve troponin-I düzeyi, PTE hastalarında kısa dönem mortalite riskinin artışının belirlenmesinde kritik göstergelerdir. Klinik Wells skoru, BTPA tabanlı RV/LV oranı ile doğrudan korelasyon göstermese de mortalite ile anlamlı ilişkilidir. Troponin-I myokardiyal hasarı yansıtmakla kalmayıp çalışmamızda mortaliteyi de anlamlı derecede öngörmüştür. Çalışmamız klinik skorlama ve biyobelirteçlerin birleştirildiği entegre, çok katmanlı bir risk stratifikasyonu yaklaşımın, yüksek riskli hastaların erken tespiti ve yönetimi için yeni bir ufuk açabileceğini göstermektedir.


